Sinem sizin için okusun
Harun sizin için okusun
in

Cinayetlerin gölgesinde: Dünya Kadın Hakları Günü

Bugün 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü. Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme hakkının verildiği ve bunun bütün dünyada kutlanmasını sağlayan özel bir gün. Bugün yaşamak isteyen kadınların dayanışma ve mücadele günü. Bugün Emine Bulut’un, Ceren Özdemir’in, Şule Çet’in, Kübra Fırat’ın, Özgecan Aslan’ın ve binlerce katledilen kadınların günü.

Bütün olgular sadece sözde kalıyor

Bugünü bir coşku içinde kutlamak vardı; ama biz, bize bahşedilen çemberin içerisinde sıkışıp kaldık. Yeryüzünde kadın olmanın ya da erkek olmanın ne gibi farklılığı olabilir bilinmez ama hepimizin anneden doğup, insan olarak varlığımızı sürdürdüğümüz bir gerçek. Bayram havasında geçirebileceğimiz bir günü maalesef yiten canların acılarıyla, sadece sözde kalan haklarla geçiriyoruz. Kadın demek bu değil! Kadın demek; sonsuz barış demek, yenilmeyen güç demek, erişilemeyen sevgi demek, kadın demek bu hayatta var olabilmemizin yegane anahtarı demek…

Ölmek istemeyen kadınların izinde

Bugün kutlamadan ziyade yas günü, mücadele günü, ayakta kalma günü, omuz omuza verme günü… Gözlerimiz yaşlı, kalbimiz buruk olsa da bu yolda çaba göstermeye devam edeceğiz. Binlerce kadının ardında bıraktığı mirasçıları olarak daha iyi bir gelecek için, kız çocuklarımız için toplumdaki yerimizi korumak ve sağlamlaştırmak bizim en büyük sorumluluğumuz.

Bundan 4 ay önce Emine Bulut’un kocası tarafından öldürülürken “Ben ölmek istemiyorum” diye feryat etmesi, ardında bıraktığı küçücük kızının ise ”Anne lütfen ölme” diyerek annesine yalvarması hafızalarımızdan hiçbir zaman silinmeyecek. Emine Bulut, bugüne kadar öldürülen, katledilen her kadının son sözlerini haykırmıştı adeta. Yürekleri dağlayan anne kızın çırpınışı ise geleceğe bırakılan kocaman bir lekeyle, erkek egomanyasının sonucu olarak kalmaya devam edecek.

Kadının 85 yıllık mücadelesi

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, kadınların her alanda ileri bir seviyede olmasını arzu ederek bütün dünya ülkelerinden önce 5 Aralık 1934 tarihinde Türk Kadınına ‘Seçme ve Seçilme Hakkı’ tanımasının üzerinden 85 yıl geçmişken, bu denli ileri görüşlülüğün gölgesinde kadına uygulanan şiddette dünya sıralamasında üst sıralarda yer almamız fazlasıyla çelişkili duruyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” sözleriyle yücelttiği kadın olgusu ne oldu da bu kadar yok sayıldı. Ya da toplum olarak hiç bu değere sahip olan bir zihniyet yapısına bürünemedik mi?

Peki, onca güçlü hukuk sistemi karşısında, kadınların kendi hakları uğrundaki mücadelesi ne oluyor da sonuçsuz kalıyor. Burada noktada, devletin yükümlü olduğu eşitliğin sağlaması ve yaptırımların artırması konusunda demokratik bir ortam yaratabilmesi adına üzerine düşen görev oldukça anlam kazanıyor. Ülke olarak bu adaletsizliğe ‘dur’ diyerek çözüm yolları aramak kaçınılmaz bir zorunluluk.

Bize sunulandan fazlasını hak ettiğimiz gerçeğiyle kendimizi fark etmenin ve harekete geçmenin bir dakika gerisindeyiz bugün. Umut dolu yürekler ve sevginin karşı konulamaz gücüyle…

Gizem Bozdağ

[email protected]

Kadinvekadin.net özel içeriğidir.

Rapor Et

Paylaşımı puanlamak ister misiniz?



Yorumun nedir ?

Paylaşan Yogber : Alev Aksoy

Küçük mekanlarda depolama ve düzen çözümleri

Aromaterapi ile evinize huzur getirin